7 Nisan 2013 Pazar

ANKARA'DA BİR CUMHURİYET EVİ TARİHİ


Hisarparkı caddesi - Eski Meçhul Asker sokağı -1940
Teksim Sokak'tan Çantacılar Sokağına;

    Bugün Ankara Ulus semtinde Hisarparkı caddesinin eski Nilüfer sokak (şimdiki adıyla Çantacılar sokak) ile buluştuğu yerde bulunan Kale apartmanı (şimdiki adıyla Kale İş Hanı ) nın hemen bitişiğinde sokak içinde 3 katlı şirin açık sarı renkli bir bina bulunmaktadır. 
     
Arda Apartmanın  bugünlerdeki Hali
     Bu emektar ve güzel bina 1933 yılında yapılan Arda Apartmanı'dır. Apartmanın yapıldığı yer eski Ankara’nın Kalealtı mevkiinde eskilerin "Yangın Yeri" diye tabir edilen bölgesinde yer almaktadır. Buraya aynı zamanda Hisarönü'de denilmektedir. Asıl adı "kalenin altı" anlamına gelen "Tahta’l - Kal’a" olan ama halk arasında  söylenişinden dolayı "Tahtakale" olarak da anılan bu bölgede Ankara önemli ve büyük yangın felaketleri yaşamıştır.
     Ankara, tarihinin en büyük yangın felaketini "32 Yangını" olarak anılan Eylül 1916 ’da yaşamış, ve bu yangında 1900' aşkın ev ve dükkan kül olmuştur. Bu yangın Rumi 1332 yılında yer aldığı için 32 Yangını olarak anılır. Bu yangın felaketinde, Hisarönü’nden Bent Deresi-Tabakhaneye kadar ahşap evlerin yoğun olarak bulunduğu ve çoklukla Rum ve Ermeni nüfusunun oturduğu çok geniş bir yerleşim bölgesi etkilenmiştir.
       Yine aynı bölgede 11 yıl sonra, 19 Temmuz 1929 da "Tahtakale Yangını" olarak adlandırılan yeni bir yangın daha yaşanmış ve bu felakette de 500 dükkân, 100 ev, 10 han yanmıştır. Bu nedenle Arda Apartmanının bulunduğu bölge resmi kayıtlarda "Yangın Yeri (Harik Mahali)" olarak geçmektedir. 

Atatürk yangın yerini inceliyor-18.7.1929
     1930-1933 yılları arasında bu bölgede yaptırılan kagir-yığma yapı tarzına sahip bu emektar yapı yaklaşık 200 m2'lik bir alana oturmakta, bodrum, 1 giriş katı, 2 normal kat ve birde teraslı çatı katına sahip olup dönem mimarisinin yalın ama işlevsel tipik özelliklerini taşımaktadır. 
Yapı içinde, yapının inşa edildiği yıllardan kalan  ve o yıllarda özellikle batı ülkelerinde uygulanmakta olan yuvarlatılmış köşelerin üst katın balkon ve oda çıkmalarında ve giriş kapısında kullanılması, aynı yıllarda yapılarda sıkça rastlanan koyu renkli sıva üzerinde açık renge boyalı bordür ve sövelerin ön cephe pencerelerinde ve ana kapıda kullanılması binanın tipik özellikleri arasındadır. 

Arda Apt. ilk yapıldığı yıllarda
Arda Apt. 1970 li yıllarda
       Son zamanlarda orjinal özelliklerine sahip çıkılarak geçirdiği kapsamlı yenileme çalışmalarıyla güzel bir görünüme sahip olan bina bu yıl 80 yaşına girerken bir yandan yakın yüzyıla tanıklık etmeye devam ediyor diğer yandan da ikibin yıllık bir tarihle, Ankara'nın eşsiz Roma tiyatrosu ile kucak kucağa ,ebedi komşuluğuna devam etmektedir. 

Eski Hisarparkı Caddesi Planı
       Bu mahalleye genç yaşta ölümü üzerine ilk Milli Eğitim Bakanlarından Necatibey'in adı verilmiş. Mahalle 1916 yangını öncesi ağırlıklı olarak Rumların oturduğu bir yer. Yangın sonrası mahallede hiç bir şey kalmamış. Cumhuriyet sonrası mahallede ilk yapılaşmalar başlamış. Bu nedenle Necatibey Mahallesi'nin eski binalarının hepsi Ankara'nın ilk apartmanları arasındadır. Necatibey İlkokulunun da bulunduğu mahallenin ismi sonradan Kale mahallesi olarak değişti.

Apartmanın  Hisarparkı caddesine
 cephesi olduğu zamandan kalma penceresi
Bir başka pencerede kütüphane yapılmış


Onuncuyıl Apt. - 1933 (en solda) - Tiritoğlu Apt.(en sağda)
       Şimdiki Çantacılar sokağının köşesinde bulunan Yeşil Apartmanın (Kale Apartmanının) arkasında mahallelinin "Yusuf Ruso" diye bildiği bir yahudinin eski bir apartmanı vardı. Bu apartman daha sonraları yıkılarak sokaktaki Kılıçay İşhanı inşa edildi. Sn.Engin Tonguç'un "Umut Yolu" isimli kitabında Hisarparkı cad. üzerinde Nilüfer sokak ile Konya sokak arasında kalan kısımda Ankaralı çocuk hekimlerinden Dr.Vahit Bey'in aynı zamanda çocuk mamasıda ürettiği evinden, yine o sıradaki apartmanda "Tayyareci" Vecihi (Hürkuş) oturduğundan etraflıca bahsetmektedir.(bknz. Dipnot. Dr.Engin Tonguç’un Umut Yolu Kitabından bir mahalle anısı).


Arda Apt.’dan Nilüfer sokağa bakış
       Nilüfer sokağının sol tarafı (Arda Apt. karşısı) 1930-40 dönemi yapılan apartmanlarla birlikte aynen korunmaktadır. Arda Apartmanının önünde 1990 yılına kadar 3 adet akasya ağacı vardı. Bu ağaçlar yazları yeşillikleriyle ve gölgeleriyle apartmana ayrı bir güzellik katarlardı.Her yıl bu ağaçlar gerektiği şekilde budanırdı. Şimdilerde bu ağaçlar yerine yeni dikilmiş genç ağaçlar bulunmaktadır. Ayrıca apartman önünde bodrum katta bulunan kömürlüklere odun ve kömür indirilmesi sağlayan 2 adet büyük demir ızgara kapaklar mevcuttu. Odun ve kömür ile ısınma alışkanlığı bitince bu ızgaralarda kaldırıldı. 1930'lardan  beri Nilüfer Sokak’ta havagazı tesisatı mevcuttu. Mutfak ihtiyaçları için kullanılan havagazı tesisatı Arda Apartmanındaki bazı dairelerde aynı zamanda havagazı sobalarıyla da ısınmada kullanılıyordu.Sokağın ilk binalarından olan Arda Apartmanı ile sokak arasında 40 cm.yi geçen bir yükseklik (kot) farkı vardı ve apartman sokak seviyesinden bir miktar aşağıda bulunmaktaydı. Yağmurlu havalarda Hisarparkı yokuşundan gelen yağmur sularının sokakta birikmesi ve evlerin içine girmesini önlemek amacıyla apartman girişinde ve kapı önüne yaklaşık 40 cm.lik duvardan bir eşik yapılmıştı. Apartmana girerken bu eşikten atlayarak ve ardından 3 basamak inilerek apartmana girmek mümkün olmaktaydı. 1990 lı yıllarda Nilüfer sokağın tamamen elden geçirilmesi ve yokuştan gelen yağmur sularının birikimini önlenmesi ile bu kod farkı kalktı ve eşikler kaldırıldıysa da hala apartman sokak seviyesinden 40 cm aşağıda bulunmaktadır. 

Arda Apt.’dan Nilüfer sokağa bakış

       Arda apartmanının hemen karşısında yapımı 1933 senesine yani Cumhuriyetimizin 10. yılına denk geldiği için adı "Onuncu Yıl Apt." olan güzel bir bina dabulunmaktadır. Bu binanın yanından itibaren sokağın Alataş sokağı ile birleştiği yere kadar eski binalar sırayla bulunmaktadır. Arda Apartmanı sırasında ise o dönemden yanlızca Arda ve Kale apartmanları kalmıştır. Çantacılar sokağının Alataş sokağı köşesinde eski CHP milletvekili Alaattin Tiritoğlu ailesine ait “Tiritoğlu Apartmanı” bulunmaktadır. Alataş sokağını yukarıya doğru yürüyüp Firuzağa sokağı ile kesişen köşeye gelindiğinde 1960 larda mahallenin tek bakkalı olan "Ahmet Bakkal" ın bakkal dükkanı bulunmaktaydı. Ahmet Bakkal, çocuk olarak hergün günlük ekmeğimizi almak veya zaman zaman üstü camlı Ülker Bisküit'i kutularından kilo ile biskuvit almak gibi alışverişlere gitmek için can attığımız bir yerdi.


 “Ahmet Bakkal" köşe apartmanın altında yer alırdı
1935 ila 1975 seneleri arasında Nilüfer Sokak yoğun şekilde bir yerleşim yeriydi. Bu sokakta milletvekilleri, tanınmış doktorlar, ve bürokratlar otururlardı. Sokağın sakinleri arasında siyasetçi, sanatçı, yazar ve fikir insanları , Nafi Atuf Kansu, İsmail Hakkı Tonguç, Ceyhun Atuf Kansu, Alaattin Tiritoğlu, Kadri Yürükoğlu, Bestekar Şerif İçli, Kale Apartmanında muayenehaneleri olan Zührevi Hastalıklar Profesörü Dr.Lütfi Tat, Psikiyatrist Prof.Dr.Rasim Adasal gibi kıymetli isimleri saymak mümkündür. (bknz. Dipnot. Rasim Adasal’dan bir Anı)
Alaadin Tiritoğlu

       1970’lerden itibaren Nilüfer sokaktaki yapıların alt daireleri yavaş yavaş Konya Sokak’tan genişleyen elektronik malzeme satan esnafın tercih ettiği mekanlar haline gelmiştir. Daha sonraları ve özellikle 1980 den sonra bu esnaf özellikle Çanta, kemer gibi kavafiye esnafı ile yer değiştirmiş ve şimdilerde ismi de bu ticaret kolunu anlatacak şekilde Çantacılar sokağı olarak değiştirilerek alt katları çanta galerileri üst katları da genellikle çanta atölyelerinden oluşan bir nevi çantacı loncası sokağına dönüşmüştür. Günümüzde ise özellikle ucuz uzakdoğu çantalarını ile rekabet edemeyen bir kısım esnaf yavaş yavaş sokaktan çekilmekte bir kısmı da Hisarparkı cad. üzerinde ve çevre pasajlara işyerlerini aktarmaktalar.

       Civardaki önemli yapılar arasında şimdilerde yine bir sağlık tesisi olan ve 1951 yılında inşaatı tamamlanan “Ankara Veremle Savaş Derneği Dispanseri”  hemen Arda Apt.nın karşısında bulunmaktaydı. Arda Apartmanı bu dispanserin ağaçlı bahçesine cepheliydi. Eskiden hastaların hava almak için çıktıkları bu bahçe şimdi otopark olarak kullanılmakta, dispanser ise de Derneğe bağlı olarak Nusret Karasu Göğüs Hastalıkları Hastanesi adı altında hizmet vermeye devam etmektedir.

Berlin Oteli(solda) ve
Verem Savaş Dispanseri(ortada sarı bina)
       Yine bu civardaki önemli yapılardan biride “Berlin Oteli” idi. Bu otelde 1950 yıllarında yapılmış, daha sonraları Öğretmen Evi olarak kullanılmıştır. Roma Tiyatrosu kazıları nedeniyle bu bina da 2009 yılında yıktırılmıştır.

Hisarparkı cad. üzerinde Berlin Oteli
(solda) 
          Berlin Oteli Broşürü               

     Bugün artık Antik Roma tiyatrosuna yalnızca 30 metre mesafede konumlanan Arda Apartmanı sokaktaki diğer komşuları gibi ,1930'lu yıllarda yapılan 3-4 katlı şirin binalarla birlikte şimdilerde çantacı esnafının birlikte ticaret yaptıkları bir mekan haline gelmiştir.


Antik Roma yolu ve Roma Tiyatrosu

Antik Roma Tiyatrosu(Odeon) ve Arda Apt.


Yenilenen Hisarparkı caddesi ve Arda Apt.



   Dışkapı semtindeki Roma Hamamının Ankara Kalesi’ne bağlayan Antik Yol’un üzerindeki yapılar içinde yer aldığı belirlenen Antik Roma Tiyatrosu 9 Kasım 1982 tarihinde SS.Ankara Umum Kunduracılar Sitesi Yapı Kooperatifinin Hisarparkı cad. üzerinde yaptırdığı işhanı temel kazısı esnasında ortaya çıkartılmıştır. Ulus meydanındaki eski Karaoğlan Çarşının yerine yapılan Sümerbank binasının arkasında bir kısmı görülebilen bu Antik Yol üzerindeki Ankara Valiliği binasının önündeki küçük meydanda yer alan ve  MS 361’de  Roma imparatoru Julianus’un kente gelişi onuruna yapılan Julianus Sütunu , Hacıbayram Camii yanında yer alan Agustus Tapınağı ve Kale’ye çıkan Hisarparkı caddesindeki Odeon (Küçük Roma Tiyatrosu), önemli bir Roma kenti olan Ankara’nın geçmişine ait çok değerli kalıntılardır.Yazılı belgelerin ve ele geçen buluntuların ışığı altında tiyatro’nun Roma devrinde İ.S. 1 yüzyılın 2. yarısı ile 2. Yüzyılın başları arasındaki bir tarihte yapıldığı düşünülmektedir. Tiyatro Roma devrinden sonra yapılan bazı değişikliklerle Bizans döneminde de kullanılmaya devam etmiştir. 
     Antik devirlerde Odeonlar konser, dans, pantomim, güzel konuşma, şiir okuma ve müzikli gösterilerin yanı sıra, kent meclislerinin toplantı salonu olarak da kullanılıyordu. Yapı büyük ölçüde Ankara taşından yapılmışsa da yer yer mermer de kullanıldığı görülmüştür. Tiyatro, Cavea (tribünler), Orkestra (ön sıra), Pulpitum(sahne) ve olasılıkla iki katlı Scaenae Frons (sahne ön duvarları)  ile birlikte sahne binasından oluşmaktadır. Olasılıkla iki bölümden oluşan Cavea doğal bir tepe yamacına ana kaya traşlanarak inşa edilmiştir. Kuzeydoğu Analemma(ana yapı) duvarının ana kayaya yaslandığı alan, Roma betonu ile desteklenmiştir. Yarım daireden daha büyük D biçimli bir plana sahip olan Cavea, üç merdiven sırası ile dört bölüme ayrılmıştır. Oturma sıralarının tamamı ve alt yapıları tahrip olmuştur. Ankara Roma Tiyatrosu Anadolu tiyatroları ile karşılaştırıldığında küçük tiyatrolar (Odeon) sınıfına girmektedir. 
     Roma Tiyatrosu oturma sıraları Bizans Dönemi'nde Kale surlarının restorasyonunda kullanılmak üzere söküldüğünden oturma sırası sayısı net olarak bilinmemekle birlikte tiyatronun 3 bin ila 5 bin kişi oturma kapasiteli olduğu tahmin edilmektedir. Geç Roma-Erken Bizans döneminde tiyatronun orkestrasının doğu ve batı parados girişleri büyük bloklarla kapatılarak, su havuzuna dönüştürülmüş olduğu tahmin edilmektedir. 1982-1986 yılları arasında Ankara Roma Tiyatrosunun Scene, Proscenesi(Sahne ve Ön Sahne) ve Orkestrası kazıldığı için önemli plastik eserler bu dönemde ortaya çıkarılmış ve  Roma dönemi bu heykeltıraşlık eserleri Anadolu Medeniyetleri Müzesinin alt kat salonlarında sergilenmektedir. Bu heykeller arasında ayakta kadın heykeli, mermer tanrıça başı gibi önemli ve değerli eserler vardır.


 Tiyatronun 1986 yılında çizilen Planı

      Yeni kazılarda da Roma dönemine ait buluntuların yanı sıra tiyatronun batısında Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait seramik ve cam atölyeleri ortaya çıkarılmıştır. Bu alanda bol miktarda lüle (pipo), hatalı üretilen seramik ve cam kalıntılarıyla seramik pişirme fırınları ve okunamayacak kadar kötü durumda olan sikkeler bulunmuştur. Tiyatroda, 1986 yılından 2009'a kadar kazı çalışması yapılmazken aralıklarla yüzeysel temizlik gerçekleştirilmiştir. 

     Ara verilen kazı çalışmalarından sonra çöp döküm merkezi haline gelen tiyatro alanında kazı çalışmalarına 23 yıl aradan sonra 2009'da Anadolu Medeniyetleri Müzesi Başkanlığında ve 6 arkeologdan oluşan bir ekiple yeniden başlanmıştır. 2009 ve 2010 yıllarında kazı çalışmalarını engelleyen ve tiyatronun üzerine inşa edilen İlksan Öğretmenevi (eski Berlin Oteli), Anıl Otel ve Kültür ve Turizm Bakanlığına ait bina olmak üzere 3 adet bina, Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Anadolu Medeniyetleri Müzesi işbirliğiyle yıkılarak bu alanda kazı çalışmaları yürütülmesi sağlanmıştır. Türkiye'nin en uzun soluklu kazılarından olan Antik Roma Tiyatrosu'nda kazı çalışmaları özel bir ekiple, Kültür Bakanlığı Koruma Kurulu ve Anadolu Medeniyetleri Müze Müdürlüğü denetiminde sürdürülmektedir. 

       Finansmanı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünce karşılanan tiyatrodaki kazı çalışmalarına Ankara Büyükşehir Belediyesi de 2010 yılından bu yana işçi ve lojistik desteğinde bulunmaktadır. Restorasyon tamamlandığında, şimdilik ancak 1,430 kişilik kısmına ulaşabilinen Antik Tiyatro’nun oturma gruplarının ahşap şekilde yeniden yapılarak ve özel bir ses ve elektrik düzeninin kurularak antik tiyatronun, modern yüzüyle Ankaralılara  hizmet vermesi planlanmaktadır.


Roma Tiyatrosu kazılarında bulunan bazı eserler;






Nilüfer (Çantacılar) Sokak sakinlerinden Anılar;

Sn.Prof.Dr.Rasim Adasal'dan bir Anı ;






Tarih: 30 Kasım 1957 Cumartesi.
Yer: Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Konser ve Konferans Salonu.
Konuşmacı: E. Tabip Albay. Prof. Doktor Rasim Adasal.
Konferansın konusu: İnsanların yetkileri ve bu yetkilerin kullanılması.

“Muhterem konuklar ve talebeler...
Bazı insanlara yetki verilir; bazıları da yetkiyi kendileri ararlar ve üstlenirler. Ben bugün yetkiyi kendi arayıp bulanlardan söz edeceğim... Ve size bana intikal eden bir hikâyeyi anlatacağım.”

“Adamın biri yabancı olduğu bir kasabada dolaşırken büyük abdesti gelir. Fena halde sıkışmıştır. Oraya-buraya seğirtir. Tuvalet arar, bulamaz. Sonra aklına gelir. Burası bir Müslüman kentidir. Ve her caminin müştemilatında mutlaka bir umumi tuvalet olması gerekir. Gözlerini havaya çevirir ve bir minare görür. O yana doğru seğirtir ve tuvaleti bulur. Boş iki kabin; kapılarında birer su ibriği ve çubuğunu tüttüren; bir sandalyenin üstüne adeta tünemiş bir tuvaletçi görür. İbriklerden birini kaptığı gibi kabinlerden birine dalar. İbrikçi arkasından var gücüyle bağırır.”
“- Bırak o ibriği, ötekini al.....”
“ Adamın tartışacak hali yoktur. Bırakır aldığı ibriği, ötekini alır ve içeri girer... Ooohhhh... rahatlamıştır. Taharetlenir, dışarı çıkar, ellerini yıkar, parasını da verdikten sonra ibrikçiye sorar... ”
“- Yahu arkadaş içeride merak ettim, düşündüm. Bu ibriği değil de ötekini alsaydım ne olurdu?”
“İbrikçi mağrur bir ifadeyle çubuğundan iki nefes daha çeker; sandalyesine iyice gömülür ve soruyu yanıtlar...
“- Bırak be hemşerim!.. Bizim de bu kadar forsumuz olsun!..”

İşte muhterem misafirlerim ve sevgili talebelerim. Bazı insanlar hayatta zorla ya da hasbel kader aldıkları yetkiyi böyle kullanırlar. Onun için bu tiplere aldırış etmeyeceksiniz ve üzülmeyeceksiniz!..”

Sn.Dr.Engin Tonguç'tan bir Anı (Umut Yolu Kitabından) ;





   ...Kentteki evimizin alt katı kiradaydı. Kiracımız alaturka müzik sanatçısı Şerif İçli idi. Ailecek iyi, efendi insanlardı. Oğlu Rebii mahalledeki oyun arkadaşlarımızdandı. Yetişkin iki kızları vardı. Bazı geceler Şerif Beyin saz arkadaşları gelir, birlikte çalışırlardı. Şerif Bey Ankara Radyosu fasıl heyetinde çalardı. Bazen de Çankaya Köşkü'nün bir otomobili Şerif Beyi “Yukarı” götürmeye gelirdi. Köşke gitmeye böyle denirdi. Orada çalarlardı.


      Bir yaz akşamıydı. Evin ortak kullandığımız arka bahçesinde bir gürültü koptu. Birisi hırpalanıyordu. Koşuştuk. Babam, Şerif Beyin arkadaşlarının elinden ortayaşlı, ufaktefek, zayıfça birisini aldı. Olaya aile arasında yıllarca gülecektik; 


     Polatlı'da çalışan bir ilkokul öğretmeni maaşını aldığı gün eğlenmek amacıyla Ankara'ya gelmiş. Biraz içmiş. Sonra Bentderesi'ndeki genelevlere gitmek üzere yola koyulmus. Ankara'yı iyi bilmiyormuş. Bentderesi yokuşuna ineceğine dosdoğru yürüyerek bizim sokağa gelmiş. O gece Şerif Beylerde saz arkadaşları bekleniyormuş. Kendisi henüz yokmuş ama, bazı arkadaşları gelmişler, hatta hafiften saza da başlamışlar. Hava sıcak olduğu için kapı ve pencereler açıkmış. Bizimki buraya dalmış. Evdekilerse Şerif Beyin davet ettiği tanımadıkları bir konuk sanmışlar, içeri buyur etmişler. Ne var ki, adam bir süre sonra hizmet etmekte olan kızlara sataşmaya başlamış. Bir süre sabretmişler. O sırada Şerif Bey gelmiş. Adamı tanımadığı anlaşılmış. Sarkıntılığı iyice arttıran adamı arka bahçeye götürmüşler. Başına gelenlerden iyice şaşırmış çakırkeyf öğretmenin bir de karşısında İlköğretim Genel Müdürünü bulunca yüzünün aldığı şekil görülmeye değerdi! 

İşte böyle bir semtti bizimkisi...





      


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder