13 Nisan 2013 Cumartesi

ALTI OK'UN HİKAYESİ

                      
     Cumhuriyet Halk Partisi, 1919 da başlayan Milli Mücadele sürecinde ülkemizde yerel sivil direnişin çekirdeğini oluşturan Müdafaa-i Hukuk örgütlerinin temeli üstüne 9 Eylül 1923 'te kuruldu. Başlangıçta Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik ve Halkçılık ilkelerinden oluşan parti programına 1924’te hem halifeliğin kaldırılmasıyla ve devletin laikleşmesi adımıyla birlikte Laiklik ilkesi eklendi. 
     Altı oku tamamlayan İnkılâpçılık ve Devletçilik ilkeleri ise 15 Mayıs 1931’de ki III. Büyük Kurultay’ da parti programına eklenerek partinin programındaki 6 ilke belirlenmiş oldu. CHP nin bu altı ilkesini sembolleştiren amblemi ise ilk defa Cumhuriyet’in 10.yılı kutlamaları için yapılan hazırlıklarla beraber 1933 yılı  Ekim ayında göz önüne çıkmış oldu.   
         Cumhuriyet Halk Partisinin 6 oklu ambleminin 1933 yılında kullanılmaya başlaması ile geçen süreçte bu amblemin nasıl ve kimin tarafından tasarlandığı konusunda 2 önemli tesbit vardır. Bunlardan birincisi bu amblemin o dönem Gazi Eğitim Enstitüsünde Resim-İş  öğretmeni olan İsmail Hakkı Tonguç tarafından tasarlandığı üzerinedir ki bu gerçeği Sn.Engin Tonguç "Bir Eğitim Devrimcisi-İsmail Hakkı Tonguç" isimli kitabında belirtmektedir.  Cumhuriyetin 10.yıl kutlamalarında Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümünün üstlendiği süsleme ve tasarım çalışmaları ve bu konuda İsmail Hakkı Tonguç ve yardımcılarının öğretmen adayları ile birlikte bilinen gayretli ve takdir edilen çalışması dahilinde bu amblemin İsmail Hakkı Tonguç tarafından çizildiği tesbiti önemlidir. 

    
İsmail Hakkı Tonguç (1893-1960)



Bir diğer tesbit ise dönemin Cumhuriyet Halk Fırkası Genel Sekreteri Recep Peker tarafından  restitüsyon üstadı Mahmut Akok'a bir parti amblemi için tasarı çalışması yapmasını talep etmesiyle başlayan süreçtir. Bu konuda elimizdeki kaynaklardan biri  Münir Hayri Egeli'nin "Atatürk’ten Bilinmeyen Hatıralar" adı ile kaleme aldığı anı kitabında aktardığı anıdır. Bir diğeri ise Mahmut Akok'un hayatı ve kariyerini detaylı bir şekilde kitabında inceleyen Sn.Nevin Algül'ün "Mahmut Akok-Sanat Tarihinde Restitüsyon Piri" isimli çalışmasının 43.sayfasında Halk Partisinin o dönem bir amblem yarışması açtığı ve altı oklu amblem ile Mahmut Akok'un bu yarışmayı kazandığını belirten tesbitidir.


1931-1936 yıllarında
CHF Genel Sekreteri
Recep Peker (1889-1950)
Arkeolog
Mahmut Akok (1901-1993)

       Bilinen gerçekler içinde önemli olan bir noktada bu kutlamaların bir kanun ile organize edildiği ve Recep Peker ile Nafi Atuf Kansu'nun bizzat törenlerin hazırlığının yapılması ve hatta törenlerin neticesinde bir değerlendirme raporunun yazılması ile görevlendirildiğidir. Cumhuriyet ilanının 10. yıldönümü kutlama kanunu (2305 sayılı kanun) 11.6.1933 tarihinde kabul edilmiştir. Törenle ilgili detayların tamamı 12 maddeden oluşan bu kanunda hüküm altına alınmıştır. Kanunun ikinci maddesine göre ve 6.7.1933 tarihli ve 14.668 sayılı kararnameye bağlı olarak "Başvekâlete bağlı olmak üzere Cumhuriyet Halk Fırkası Umumi Kâtibi Kütahya mebusu Recep Beyefendi’nin reisliği altında Erzurum mebusu Nafi Atuf Bey’le Millî Müdafaa, Dahiliye ve Maarif vekillikleri müsteşarlarından oluşan bir yüksek komisyon kurulmasına ve bu komisyonun daimi veya geçici anılan vekâletlerden memur almasına karar verilmiştir" denilmektedir.


     Aşağıdaki yazımda Sn.Oktay Gökdemir'in Faik Reşit Unat'ın anısına dayanarak ve Münir Hayli Egeli'nin kitabından aktarımlarıyla bu iki anıyı gündeme getirerek amblemin tarihçesi konusundaki bilgileri derlemeye çalıştım.
  
1- ALTI OK’UN GERÇEK ÖYKÜSÜ
Alıntı: Oktay GÖKDEMİR-Egede Sonsöz – 16 Temmuz 2010


...............
   Ankara’daki kutlama organizasyonu ise, o dönemdeki adıyla Gazi Terbiye Enstitüsü’ne verilmişti. 

     Gazi Terbiye Enstitüsü resim-iş bölümünde hepimizin yakından tanıdığı bir cumhuriyet öğretmeni görev yapıyordu. Bu kişi İlköğretim Genel Müdürlüğü döneminde eğitim tarihimizin en önemli kurumlarından bir tanesi olacak Köy Enstitüleri’nin uygulayıcısı ve yaratıcısı İsmail Hakkı Tonguç’tan başkası değildi. Böylelikle amblemin tasarım öyküsü başladı. Amblemde yer alan okların esin kaynağı olarak Topkapı Sarayı’nda sergilenen ve Türklerin tarih boyunca kullandıkları oklar temel alındı. Topkapı Sarayı’ndan Gazi Terbiye Enstitüsü’ne getirilen oklar özenle seçilerek Resim-İş Öğretmeni İsmail Hakkı Tonguç tarafından grafike edildi. Bu konuda İsmail Hakkı Tonguç’a görev verilmesinin en önemli nedenlerinden birisi ise O’nun Almanya’da yüksek öğrenimi sırasında grafik eğitimi de almış olmasıydı. Nitekim Mustafa Kemal Atatürk 10. yıl kutlamalarının üzerinden bir ay geçtikten sonra Gazi Terbiye Enstitüsü’nü ziyaret etmiş ve kutlamalarda gösterdikleri yararlılıktan dolayı başta İsmail Hakkı Tonguç olmak üzere bu konuda emeği geçen tüm enstitü hocalarını kutlamıştı.

................     Değerli Egede Sonsöz okurları; Aslında altı oklu amblemin Köy Enstitüleri’nin mimarlarından İsmail Hakkı Tonguç tarafından yapıldığını 1960 yılına kadar Türkiye’de kimse bilmiyordu. Hatta İsmail Hakkı Tonguç yaşamı süresince bu gelişmelerden ailesine dahi herhangi bir bilgi vermemişti. 1960 yılında vefat ettiğinde kendisi adına Gazi Eğitim Enstitüsü’nde düzenlenen bir törende bu önemli bilgiyi kamuoyuyla ilk kez ünlü tarihçi Faik Reşit Unat paylaşmıştı. 6 Temmuz 1960 günü düzenlenen törende Faik Reşit Unat, amblemin Atatürk’ün emriyle İsmail Hakkı Tonguç tarafından çizildiğini açıkladığında salonda İsmail Hakkı Tonguç’un oğlu Doktor Engin Tonguç da olmak üzere herkes çok şaşırmıştı. Bu konuyla ilgili yapmış olduğumuz araştırmalar sırasında şimdi Soma’da bulunan Doktor Engin Tonguç’la gerçekleştirdiğimiz görüşmede bu gelişme kendisi tarafından teyit edilmiştir. Engin Tonguç’a göre amblemin bu şekilde tasarlanmasında tek başına ok simgesi bile ilginçti. Çünkü ok, ilerlemeyi, değişimi, açılımı, yücelmeyi anlatıyordu.

Atatürk 29 Ekim 1933 Törenlerinde
ÇENTİKLİ OK’UN ANLAMI NE?    
     Yine O’na göre paralel olmayan, bir kaynaktan çıkmışçasına yelpaze gibi açılan uçları yan yukarıya dönük değişik uzunluktaki oklar aslında Cumhuriyetin ulaşmak istediği hedefleri gösteriyordu. Okların beş tanesi düz iken yanlıca dördüncü okun dibinde bulunan çentikle acaba bir estetik kaygı mı yoksa bir mesaj mı verilmek istenmişti? Bilindiği gibi dördüncü ok devletçilik okudur. Türkiye’de devletçiliğin Sovyet sistemindeki gibi katı müdahaleci bir sistem olmadığını ve karma ekonomik sisteme dayandığını işaret edebilmek ve bu farkı vurgulayabilmek amacıyla bu çentiğin dördüncü okun altına konulduğunu değişik kaynaklar aktarmaktadır. 

     Oluşum hikâyesi böyle gelişen altı ok amblemi Türkiye’de ilk kez 10. yıl kutlamaları sırasında kullanıldı. Mustafa Kemal Atatürk, 10. yıl kutlamaları resmigeçit töreni sırasında smokininde 29 Ekim 1933 günü ilk kez altı oklu rozetiyle kitlelerin karşısına çıktı. Aynı gün Ankara’daki Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi altı oklu amblemle ışıklandırıldı.     1933’ten günümüze 77 yıldır altı oklu amblem CHP’nin en önemli tarihsel mirası olarak varlığını sürdürmeye devam ediyor…


2- ALTI OK'UN HİKAYESİ - BİR DİĞER GÖRÜŞ
Alıntı: Münir Hayri Egeli-Bilinmeyen Yönleriyle Atatürk - Berikan Yayınları - Temmuz 2001, s45-46



       Münir Hayri Egeli, "Eski Bir Atatürkçü" adıyla 1954 yılında yazdığı ve ilk defa 1959’da "Ahmed Halid Kitabevi"nce daha sonraları ise 2000 li yıllarda Berikan Yayınlarından çıkan "Atatürk’ten Bilinmeyen Hatıralar" isimli kitabında "Altı Ok’un Hikayesi" başlığı altında şu anısına yer vermektedir.

Bir gün Recep Peker beni çağırdı:
– Halk Partisi’nin amblemi olmak üzere bir şey istiyorum, dedi. Bir şeyler düşün...    
     Hemen ise koyuldum. Fakat işin eninde sonunda Ata’ya intikal edeceğini biliyordum. Usulca onun Halkevi’ne gelmesinden istifade ederek yaptığım örnekleri reis masasının üzerine bıraktım.
     Atatürk bunları görmüş. Reis, Nafi Atuf (Kansu)’tan sormuş. O da benim krokilerim olduğunu söylemiş. Nihayet beni çağırttı.
– Bunlar ne?.. diye sordu.
– Efendim, Parti’ye amblem denemeleri.
Atatürk, sadece:
– Senin başka işin yok mu?.. dedi. Sonra Nafi Atuf’a döndü:
– Receb’in (Peker) işi yok böyle şeylerle uğraşır. Bizi Faşist partilerine çevirecek” diye mırıldandı. Ben ondan sonra işi bıraktım.
Altı Ok’u Recep Bey, Mahmud Akok’a çizdirmis. Bana da,
– Bu işlerin inhisarı sende olacak değil ya... Bak ne güzel oldu, dedi.





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder